SINAVA GİRECEKLERE TAVSİYELER

2013-09-01 22:44:00

(Edit: Bugün 1 Mart 2016. Yıllar önce bu yazıyı yazmıştım. İlk paragraflarda çok atarlanmışım, sen bence çok takılma onlara. Aradan 3 sene geçti, şu an neler yapıyorum merak ediyorsan universiteyedogru.blogspot.com.tr/  'a tıklayabilirsin ya da aticamping.blogspot.com ! Görüşürüüüüüz!)

...

 

Bugün 1 Eylül. Artık yaz bitti. Hazır yaz bitmiş, bilgisayar başıma geçmişken AAAAAA dedim canım kankilerime birkaç öneri vereyim.

 

Öncelikle kendinize güveneceksiniz. Kendine güvenmeyecek olan yazımı hiç okumasın hatta dur kendine güvenmeyenlere bir şeyler yazmak istiyorum. Kendine güvenen, güvenecek olan arkadaşım sen okuyup da vaktini harcama şu birkaç cümlemi: Sevgili özgüvensiz ezik arkadaşım. Umarım hiçbir şey yapamazsın bu sene de bu sana büyük bir ders olmuş olur. Kötülüğün değil aksine iyiliğin için söylüyorum çünkü bu özgüvensizlikle kazanırsan eğer hayatın boyunca özgüvensiz özgüvensiz dolaşacaksın. Bu sınav sana inanılmaz bir fırsat veriyor kendini tanıman ve geliştirmen için. Ya bu fırsatı değerlendirirsin ya da ya da ya da işte amaaaan sen bilirsin ama okumanı istemiyorum devamını. Haydi sen şimdi git ağlamaklı şarkılarını dinleyip moralini boz ve gidip arkadaşlarına hiç çalışmadığından bahset günlerce aylarca sonsuza dek. Unutuyorum şu andan itibaren seni. Önemli insanlara söylemem gerekenler var.

Daha şimdiden başarılı olacaklarına inandığım kankilerime ithafen,

Başlıyoruz…

 

Düzenli çalışmaktan bahseder çoğu artist. Ben hayatım boyunca toplam dört buçuk gün düzenli çalıştım ve bu dört buçuk günde, düzenli olarak çalışmanın bana göre olmadığını anladım. Sadece kafamda çeşitli planlar yapıp çalışmalarımı yönelttim. Belki düzenli çalışmak size göre de değildir. Üzülmeyin bence çok da gerekli bir şey değil. Pekala neden değil, şöyle açıklayayım: Sevgili danışmanım Özcan hocam sürekli boş program verirdi bana, zevk olsun diye taşırdım kitaplarımın arasında. Bir gün hadi dedik ne zaman neye ne kadar çalışacağımı planlayalım. Planladık. Günde 200-250-300 soru civarları. Aralık-Ocak civarlarından bahsediyorum. Zar zor uyabildim işte dört buçuk gün boyunca. Fakat öyle bıktım, öyle sıkıldım, öyle bunaldım ki ilerleyen haftada hiç ders çalışasım gelmedi. Ve bir haftalık verim, bir sonraki haftada nötrlenmiş oldu. Bundan sonraki haftada her zaman yaptığım gibi program yapmadım ama birkaç günde bir ortalama kaç soru çözdüğüme baktım. Ulan bir de ne göreyim?!?! 450-500-600 sektesindeyim. Soru çözüp çözüp, OFFF ULAN DERS ÇALIŞMIYORUM ADAM GİBİ deyip daha çok çalışıyormuşum, daha çok soru çözüyormuşum vs. vs. vs. işte bunu keşfettikten sonra programsız yaşamıma devam ettim. Siz de AZ ÇALIŞIYORUM POOOF deyip arkadaşlarınızla sıkıntınızı paylaşana kadar gidin biraz daha fazla çalışmaya gayret edin. Çünkü herkes az çalışıyor, şu an 2014 birincilerine gidip sorun; onlar da kesinlikle çalışma tempolarından memnun değiller. Çünkü kankicim memnun olunursa çalışma temponuzdan, tempo sekteye uğrar. Yani benim görüşüm bu yönde. Az çalışıyorum diye üzdükçe kendinizi, daha çok çalışacaksınızdır. Umarım :D

 

Hızlı Okuma kitapları falan var. Göz atın. Bende işe yaradı sanırım. İşe yarayacağını düşündüğünüz her şey işe yarayacaktır :D

 

Geçtiğimiz günlerde bomboş 11. sınıf kitaplarıma göz atarken fark ettim ki geçen sene hiçbir şey yapmamışım son gece okul sınavlarına çalışmaktan başka- ki bazen geceleri de çalışmayıp sabah okula bırakıyordum, ilk derse girmeden yemekhanede çalışıyordum (benden başka kimsenin keşfettiğini görmediğim bu uygulamayı öneriyorum tüm İKHAL’e). Neyse işte ben Ağustos’ta dersane açılmasıyla başlayanlardanım. Ve pişman da olmadım hiç. Çünkü daha önce başlasam sıkılacağımı tahmin ediyordum. Ki Ağutstos’ta başladım dememe de pek aldırmayın, arada tatile falan gittim 30-40 saat ders kaçırdım ki bu da BİNLERCE KELİMEYE bedel. Ama hallediyorsunuz merak etmeyin YGS’ye girdiğiniz gün pek de konu eksiğiniz kalmıyor (benim kalmıştı ama pek de kalmamıştı yani, şansa bıraktım azcık biraz beş on net :D)

 

Ağustos’ya başladım diyorum ya işte dersanede ikinci sınıfta başladım. Halbuki bursluluk sınavında 4 ya da 5. olmuştum ama sınıf belirleme sınavında ilk 8’e girmemiştim. Böyle şeyleri dert etmeyin. İlk sınavda A’ya çıktım. Ama çıkmadım yani ben çıkmak istemiyorum diye artistlenmiştim :D. Daha sonra çıktım A’ya. Hangi sınıfta olduğunuz önemsiz bence.

A diyorum B diyorum ama puanlarım nasıldı ilk başlarda: 340-370 dolaylarında seyrediyordu. İlk hedefim 400’tü. Düşününce şimdi komik geliyor ama 400 bile yapamayan biriydim yani napiyim :D. 400’e ulaşmam bir ayımı aldı. Sonra 420’yi hedefledim kiii bir bakmışım 430lardayım. 450’ye ulaştığımda aralık-ocak civarındaydım. O sıralar okul sınavlarıyla ilgilenirken YGS’yi boşladım ve 440-430lara hatta bazen 410lara düşüşler yaşadım. Sonra sonra sonra şubat başında 470’e çok sevindiğim günleri hatırlıyorum. Şubat sonundaysa 470’e üzülüyordum içten içe. Mart’ta ise 450 aldığım da oldu, 490 aldığım da; daha fazlası ve daha düşüğü de. Ama 340 alırken de 495 alırken de kendime gerçekten inanılmaza derecede güveniyordum. Bu hiç değişmedi. Sadece yakınlarımın bana olan güveni arttı zamanla. Sizde daha iyisi olacaktır zaten bu yazıyı okuyorsanız.

 

Optik doldurmak zorunda olmadığınızı unutmayın. YGS’den sonra en fazla 3 kere optik doldurmuşumdur. YGS öncesi ise zaman zaman OPTİK DOLDURMUYCAM ULEEEEEYNN dediğim olmuştur ve doldurmamışımdır.

 

Her türlü ortamda soru çözebilin. Sürekli insanların gürültü yaptığı yerlerde deneme çözün, sessiz bir ortamda sınava gireceğinizin garantisi yok.

 

Sıradışı Analiz Yayınları diye bi şey var. Pek insan bilmiyor. LYS Fizik-Kimya’yı buradan hallettim. Kitapların ayrıcalığı, tamamının çözümlü olması baştan sona.

 

Biyolojiden tek bitirdiğim yayın Palme’ydi. YGS’ye on gün kala başlayıp bitirdim. Sayfa kenarlarındaki notlar, inanılmaz şekilde konuyu hatırlatıcı oluyor. Soru Kitabı isimli şeyden bahsediyorum, A ve B diye ayırılıyor sanırım artık ama ben A, B, C olarak almıştım. C kitabında sistemler vardı. Onu LYS son haftasına bırakmıştım.

 

Palme Kimya Soru Kitabı da çok iyiydi. Yine YGS son haftasına bırakmıştım. Şiddetle şiddetle şiddetle son hafta çözülmesi gerek iki şey bu Palma Kimya ve Biyoloji.

 

FEM’in şu klasik, beyaz soru bankaları var ya hani, onlar da güzel. Hepsini çözemedim hiçbir dersin ama fizikkimyabiyolojisi gerçekten kaliteli.

 

Yıllıkla, mezuniyetle falan ilgilenin biraz stres atmış olursunuz.

 

Ders çalışırken telefonunuzu kapatıp taaa öbür odalara bırakmanın falan alemi yok. Mesajlaştığınız arkadaşınıza ders çalıştığınızı ve geç cevap verebiliteniz olduğunu söyleyin. 20-30 dakikalık aralıklarla veya istediğiniz şekilde mesajlaşın. Ben böyle yaptım. Hatta saatlerce telefonla konuşup, bir yandan da bir şeylere göz atardım. Telefonunu hocalarına verenler de var ders çalışmasını engelliyor diye. Abartmayın bence o kadar, rahat olun.

Sevgilinizin olmasına ılımlı yaklaşmaz hocalarınız. Gayet normal; Sevgilinizin olması da, ılımlı yaklaşmamaları da normal. İstediğinizi yapın. Yasaklara, kısıtlamalara hiç gerek yok, kafanız gerçekten rahat olmalı. Nasılsa sınav anında rahat olamayacağınız için bari sene boyunca rahat olun.

 

ÖZDEBİR’i, GÜVENDER’i, TÖDER’i kaçırmayın. Soruları kaliteli olur. Ama sonucunuzu öğrenmenize gerek yok. GÜVENDER, YGS’ye çok benzermiş de zartmış zurtmuş amaaan boşverin sadece soruları güzel.

 

Kendinizi profesyonel olarak görün. Çünkü artık bu işin içindesiniz ve benim söylediklerim bile renkli bir balondan ibaret sadece. Her şeyin iyisini siz biliyorsun zaten. Yardırın, akıtın, coşun.

 

Yanınızdakinin başarısızlığını istemektense, kendinizin başarılı olmasını isteyin.

 

İki defter edinin. Bir tanesi soru defteri. İnanılmaz seviyordum soru defterimi. Soruları yapıştırmak çok hoşuma gidiyordu mesela :D. Öneriyorum. Kestiğiniz soruları düzenli saklamış olursunuz hem.

Bir tanesi ufak bir defter olsun, minik ayrıntıları ve minik ezberleri falan yazarsınız.

 

En verimli deneme, en çok yanlışının olduğu denemedir. Kesinlikle boşunuz olmasın, yanlış yapmaktan çekinmeyin, binlerce yanlışınız olsun; yanlışınız olsun ki yeni bir şeyler öğrenin. Düşünsenize YGS’ye 5 ay kala bir denemeden fullüyorsunuz, ne kadar da can sıkıcı bir şey!! Yanlış yapmanın tadını çıkarın.

 

İçinizi bunaltan insanlardan uzak durun. Ati’yim diye söylemiyorum ama Ati gibi insanlarla konuşun, gülün eğlenin.

 

FDD’li iseniz mutlaka kamplara gitmeye çalışın, TÖDER’de derece istiyorlar sizden (ilk bin). Hem inanılmaz derecede akademik fayda sağlıyor sınava yönelik, hem de mükemmel arkadaşlar ediniyorsunuz. Mesela kampta tanıştığım bir arkadaşla Sabancı’da aynı odada kalıcaz. Tolgacığıma selamlar buradan.

 

YGS’de en sondan başladım her zaman yaptığım gibi. Fakat süre hesabım tutmadı ve Türkçe’de 40 Sosyal’de 25 sorum boşken ayrıca mat ve fende de boşlarım varken 60 dakika sürem kalmıştı. Siz de böyle bir şey yaşayabilirsiniz, belki de daha kötüsü. Ben matematikte tüm soruların sağlamasını yapmaya çalışırken çok süre kaybetmişim yoksa çok kolaydı mat da fen de. 30 saniye kadar sanırım kalemi kağıtı bıraktım. Sakinleşmeye çalıştım çünkü normal denemelerde nerdeyse 60 dakika kala bitirdiğim bile oluyordu. Ve sakinleştim sınava devam ettim. Birkaç soru haricinde boşum kalmamıştı hiç ve kalemi bıraktığımda 25 dakika sürem kalmıştı. Hiç olmadığım kadar hızlanlanmıştım. Bu hız bana Türkçe’nin son 3 sorusunu kaybettirdi.  

Fizikte STATİK SÜRTÜNME KUVVETİ diye bir şey çıktı. Tanımı bilmediğimden yanlış yaptım soruyu. Şans işi işte belki de 10 sene çalışsam bile rastlamayacaktım bu şeye.

Dinde 5 sorudan ikisini yanlış yaptım. Yüzde 50 başarı. Önemli değil, aman.

 

20 binlerden, binlere çeken arkadaşlarım var. YGS sonrası moralinizi bozup çalışmayı bırakmanız tam anlamıyla SAÇ-MA-LIK!

 

İlk 100e girecek elemanla, 163.658’inci olan elemanın yaptığı heyecan aynı. Hatta belki aynı şeyleri çalışıyorlar. Sizinle beraber binlerce insan sizin çözdüğünüz soruları çözerek sınava hazırlanıyorlar. Siz kendinize daha çok güvenin ki bir adım önde tutsun sizi bu.

 

Yazı yazın. Kendinize özgüven pompalayın. SEN SÜPERSİN KANKİ YEAAA deyin. Sizi kendinizden daha fazla motive edebilecek hiç kimse yok.

 

Tüm üniversite sınavlarına girin. Belli olmaz belki sayısalken, benim TM bölümüme gelirsiniz Sabancı’ya :D

Yeri gelmişken söyleyim: Sabancı’da bölüm ayrımı yapılmıyor. TM’den de girip mühendis olabiliyorsunuz. Yapacağım şey bu.

 

Bu yazıyı okuyorsun ya kanki sen şimdi iddia ediyorum ki en kötü ilk 15bindesin bu sene. Çalışman gerektiği kadar çalışırsan 10 bin olur bu. Daha fazla güvenirsen, daha fazla çalışırsan 8bin 6bin 4bin 2bin diyerek ilerliyor bu derece. 2binden sonrası şans. Şanslı olduğuna inanmanı öneririm. Şanslı olduğuna inansan da sorular aynı, inanmasan da aynı. E bari içini rahatlatmış ol. 2 milyonuncu olsam desen de, birinci olcam desen de sorular değişmiyor. Bu yüzden bilinçaltını olumlu yönlerdirmen çok önemli. Bırak birinci olacağına inanmasınlar. Ben inanıyorum.

 

Hedeflerin yüzde50 saptığını düşünürsek; 10bininci olmayı hedeflersen 15 bininci olursun. 5bininci olmayı hedeflersen 7500. olursun. Bini hedeflerse binbeşyüz olursun (örnek olarak beni verebiliriz). Birinciliği hedeflersen bir buçuğuncu olursun. Sanırım bu da o kadar sorun olmaz senin için :D

 

Laf olsun diye 12. olucam lan derdim ben arada. Keşke ciddi anlamda güvenseydim buna. Fakat hiç kimse desteklemedi bu konuda beni şu an açık açık söylüyorum. Bu da benim bahanem. Ve senin bu bahanen de olmayacak çünkü seni destekliyorum ben. Destek isteyen sonsuzdan daha fazla destek mevcut bende.

 

Matematiğinize çok güveniyorsanız, çok daha fazla güvenmeye çalışın. Matematiğin LYS’de gazabına uğradım. Fullemem gerekiyordu ama açık konuşalım ki sıçtım. Sıçmasaydım: SELAM İLK 300!...

 

Felsefe ah felsefe. Felsefe hocalarım hep sıkıcı oldu. Sonra bir gün müdür yardımcım (danışmanım rehberim teyzem bitanem saygıdeğer hojajım) Funda hoca BEN FELSEFECİYİMM ATİ dedi ve onla konuşa konuşa birkaç derste hallettik felsefeyi. Baktınız etrafınızda Funda hoca yok; kendiniz evde azcık çalışın, sonra sürekli arkadaşlarınızla felsefe yapın, hem düşünce ufkunuz genişler hem de yorum kabiliyetinizi arttırarak otomatikman netlerinizi etkilersiniz.

 

Coğrafya konusunda ne söyleyebilirim bilmiyorum.Dersanemde LYS Coğrafyayı tek fulleyen benmişim ve bunu neye borçluyum diye düşünürsem; kesinlikle soru çözmeye değil. Her fırsatta coğrafyacım Sinan hocayla minik ayrıntılardan konuştum. Tenefüste hocayla karşılaşıyordum, hocam meraba yaaa türkiyenin en soğuk yeri neresiydi işte aaaa şu aaa bu derken bayağı şey öğrendim böyle böyle. YGS’den iki gün önce önümüze harita aldık ve arada kuytuda bana SİVAS YÜKSEK ATİ BAK dedi. Eğer bunu söylemeseydi YGS Coğrafyadan bir yanlışım daha olacaktı. Zevklidir yaa minik ayrıntılar, hem artık ezber de değil coğrafya, tarih, felsefe. Yoruma açık olun böyle rahat rahat yorum yapın, acele etmeden ama çabuk çabuk :D

 

Tarih dersinde minik ufak tefek minnacık ufacık ayrıntıları çok severim. Mesela Arapça’da herhangi bir kelimenin sesli harflerini çıkarttığınızda geriye kalan harfler, size başka bir kelimeyi çağrıştırıyor diye öğrenmiştim. YGS’de Keykubat sorusunu bu sayede doğru yaptığıma inanıyorum. Şimdi o sorudan bahsedeyim yeri gelmişken. Sorumuz şu:

 

Anadolu Selçuklu Devletinde hükümdarların Keyhüsrev, Keykubat ve Keykavus gibi adlar kullanmalarının aşağıdakilerden hangisini gösterdiği savunulabilir?

(Şıklar olmasa soru hakkında hiçbir fikrim yok. Fakat Zaman denemelerinden birinde çıkmış böyle bir soru. Zaman denemelerini mutlaka edinin. FEM’de yarı fiyatına satılıyor, boşverin bakkalı gidin çaktırmadan FEM’e. Ayrıca LYS ve YGS’nin olacağı son haftalarda FEM’in kendi öğrencilerine yaptığı sınavlara kayıt olup girebiliyorsunuz, sınav başı 5lira gibi bir şey vermiştik biz; öneriyorum bunu da FEM’li olmayanlara)

A)      İlk Türk devletlerine ait gelenekleri devam ettirdiklerini

B)      Fars kültürünün etkisinde kaldıklarını

C)      Anadolu’nun eski kültürlerinden etkilendiklerini

D)     Arapça unvanları öne çıkardıklarını

E)      Bizans’ın hükümdarlık unvanlarını kullandıklarını

 

A şıkkı: Bu kelimelerin Türkçe olmadıklarını düşündüm. Eğer olsalardı, en azından taa o yıllar büyük ünlü uyumuna uygun olurlardı
B şıkkı: Doğru cevap bu ama kesinlikle diğer şıkları elediğim için öylesine işaretledim

C şıkkı: Anadolu eski kültürlerinde böyle bir şey hiç hatırlamıyorum kanki valla

D şıkkı: Normal şartlar altında ben bu şıkkı işaretlerdim. Fakat size bahsettiğim Arapça kelimelerle ilgili kuralı bildiğimden bu şıkkı da eledim. Kurala bir örnek vereyim: Mesela Erşad Kanunu diye bir şey var Osmanlı’da. Bunun ne olduğunu unuttunuz. Hemen sesli harfleri silin: RŞD, veya Arapça olduğu için RŞT işte. Başka bir kelimeyi çağrıştırıyor mu bu?: Raşit, Reşit. EVVET İŞTE REŞİT!!! Reşit ne demek peki, yaşça büyük olan. O zaman hatırlıyoruz ki bu kanun, şehzadelerden yaşça büyük olanın hükümdar olmasını karar kılan bir kanunmuş. İlk bakışta karışık, uzun, saçma gözükebilir; ki ilk öğrendiğimde etkilenmeme rağmen gereksiz bulmuştum bu bilgiyi ama işte normal denemelerde tarihi fulleyemezken YGS’de fullememe yardımcı oldu. Soruyla alakasını anlamadıysanız hala, açıklamama devam edeyim: Keykubat kelimesinden sesli harfleri çıkardım sınav anında: KYKBT. Lan dedim bu ne böyle Arapça değil bu!

E şıkkı: Bizans’ta böyle unvanlar olmaz ki, kral falan olur diye düşündüm.

 

Herkesi dinleyin, herkesim görüşünü alın ama en sonunda yine kendi bildiğinizi okuyun.

 

Arkadaşlarınızı rakip olarak görmeyin, ne biliyorsanız onlarla paylaşmaya çalışın. Sizi geçmiş olmalarını vs. umursamayacaksınız sonuçlar açıklandığında; çünkü siz de istediğiniz yerdesiniz, o da istediği yerde ve bunu sidik yarışına çevirmenin anlamı yok. Tek rakibiniz kendinizsiniz.

Fakat gereksiz rakipler çıkabilir karşınıza. Gayet sıradan bir arkadaşınız günün birinde gelip size meydan okuyabilir saçma bir şekilde. Soydan diye biri vardı işte bizim okuldan mezun. İkinci seneye bırakmıştı. YGS’me iki ay kala gelip boş bir tenekeden ibaret olduğumu ve boş tenekelerin çok ses çıkardığını falan söyledi bana tamamen durduk yere. İşte beni geçicekmiş de işte dalga geçicekmiş benimle falan filan. Böyle insancıklar türerle etrafınızda birkaç gün dert edinin, bakın hiç edinmeyin demiyorum çünkü çalışma temponuzu arttıracaktır bu kişiler sizin. Birkaç gün hızınızı arttırdıktan sonra unutun gitsin. Sonra bir gün sonuçlar açıklanıyor ve o birkaç gün moralinizi bozan insancık aklınıza geliyor. Sınavda ne yaptığını öğreniyorsun. İşin muhteşem zevk verici yönlerinden biri de burada başlıyor işte sizi küçümseyen insancığın söylediklerinin hiçbir önemi kalmıyor o an. Bundan daha da zevk verici bir şey var ki o da bu insancıkların başarısızlığından çok, dostlarınızın yakınlarınızın başarılarını, kazandıkları yerleri öğrendiğinizde, İŞTE TAM O AN SİZDEN DAHA MUTLUSU YOK bence :D. Arkadaşlarımın kazandıkları yerleri öğrendiğimde Soydanın söyledikleriymiş de , hatta okulum Sabancıymış da zartmış zurtmuş her şey önemsiz kalmıştı. Bu sistemi eleştirenleri umursamayın en azından bu sene. Sizi mutluluğa ulaştıracak çok fantastik bir senenin kollarına bırakın kendinizi; gerisi çorap söküğü ;)

 

Şimdilik bu kadar. Unuttuğum bir kaç şey olduğuna eminim. Daha fazlası için beklerim.

 

Tüm bunlar ne için?

Birinci tercihinize birinci sıradan girmiş olmak için.

İnanın bunun vereceği haz, her şeye değer ve de hiçbir şeye benzemez.

 

Yazımı yazarken bir yandan da Sabancı Kayıt Formlarını doldurdum. 12 saate kadar resmen Sabancılı olmuş olacağım. Çok daha süper başarılar elde etmeniz temennisiyle,

Sonsuz başarılar dilerim.

ÖPTÜÜÜÜM :D

 

1 Eylül 2013

Dünya Barış Günümüz kutlu olsun dostlarım.

Pendik

Ati

13527
0
0
Yorum Yaz