Zübüklük Müdür?

2013-08-04 05:25:00

Saatlerdir bilgisayar başındayım. Bir oraya atladım, bir buraya atladım, birazcık da şuraya… Ve ne idiğü (böyle mi yazılır ki acaba) belirsiz bir yazı daha ortaya çıktı. Uzuuuuuun uzuuuun noktalar koydum konudan konuya atlarken veyahut aralarda min. 5, max. 45 dakikalık molalarımda. Bir de paragrafların yerini değiştirdim. Yine artist artist takıldım ben. Okumama özgürlüğüne sahip olduğunuzu hatırlatmak isterim. Sonsuz sevgilerimle.

 

 

Uyayabilmenin öncelikli kuralı gözleri kapamaktır.

…………………………………………………….

Gözlerinizi kapatırsınız. Türlü türlü hayallere, düşüncelere daldığınızı fark edemeden bir uyanırsınız ki sabah oluvermiiiiş.

Böyle tam o, gözleriniz kapalıyken bir şeyler düşünüyor olma anı ile uykuya dalma anı arasında ince bir çizgi vardır ya hani “uykuya dalma anı” olan tarafa geçtiğinizi anlayamadan uyanırsınız.

…………………………………………………….

Kitap özetleri konusunda internette yüzlerce internet sitesi bulabilirsiniz. Ki zaten herhangi bir zamanda kitap sınavınız olduysa zaten Google’a yazmışsınızdır “labaluba özet” ve benzeri şeklinde. Öncelikle bu yola başvurmak gayet normal bir şeymiş gibi gelirdi bana bundan beş dakika öncesine kadar.

“Zübüklüğün sonu yok” yazdım Google’a ve 7 arama önerisinden 5’inin “özet” hakkında olduğunu fark ettim. Üzüldüm kendi kendime. ((((İnsan zaten kendi kendine üzülmez mi aticim?)))) Çünkü şu an (yani şu saatlerde) bu kitabı okuyorum ve ağzımda böyle mayhoş bir tatlılık bırakan hikayeleri okumayan biri kitabın özeti okusa ne kazanır diye düşünmeme neden oldu bu. Hani artık sadece fragmanlarını izleyerek bile takip edebileceğimiz diziler varken, sanki kitaplar için de aynı tarz şeyler geçerli olabilirmiş gibi gelirdi bana.

……………………………………………………

Okulumun (artık eski okulum aslında yani ah Köy’üm) felsefecisinin (Yusuf HAYIR-olamaz asla neden içip için döversin ( soyadı HAYIR idi ( idi deyince adam ölmüş gibi oldu (adam derken saygısızlık olmuyodur umarım gece gece)) ve HAYIR’dan aklıma “nolur evet deee” şarkısı geldi ben de oraya bağladım)) mesela 11. sınıfta sıanvlarda soracağı için okuttuğu 10 kitaptan biri SOKRATES’İN SAVUNMASI idi. O kadar güzel güzel okudum abi kitabı, gitti adam “Sokrates hangi yöntemi kullanmıştır?” diye sordu. Cevap da böyle çok fantastik bir kelimeydi (tabi cevabı biz daha sonradan öğrenmiştik kendisinden) ve kitabı dörtyüzellialtı kere okusam soruyu cevaplayamayacaktım yine de. E karşim bu haksızlık değil mi şimdi?? Sonra mesela Montaigne’in (doğru mu yazdım acaba bilmiyorum) Denemeleri’ni okudum o kadar güzel güzel, adam gitti kitabın ana fikrini sordu. İçimden küfür ediyorum şu an çok gıcık oldum. Olmamalı böyle şeyler hocam lütfen yapmayın böyle şeyler zaten çok soğuk bir insansınız, gelip güzel güzel konuşmak varken böyle şeyler yapıyorsunuz hepten soğutuyorsunuz insanı kendinizden ama tabi umrunuzda bile olmadığını biliyorum o yüzden boşverin zaten boşvermişsinizdir boşuna boşverin diyorum, boşverin dediğimi de boşverin dicem ama bunu da boşvermişsinizdir ve yine boşverin bunları dediğim için de dicem ama işte paradoksa girdik RABBİM KURTAR BİZİ dedim ve bakın hemen kurtuldum merhaba sayın seyirciler.

Kruvasanlar çok güzeller, çok güzeller. İlk yediğimde kusucaktım beğenmemiştim hiç.

Sabancı’dan kargom geldi. İşte kayıt paketi denen bir şeyler işte formlar, kitapçıklar bişiyler bişiyler ama çooooooook havalı böyle aaaaah dedim duygulandım, ağladım (ağlamadım).

Barbaros (Barboros değildir umarım diyecektim ama Barboros yazınca zaten çok kırık duruyor) Şansal var. Kendilerini Gezi Olayları neticesinde tanımış bulunmaktayım. Modacı. Çok sevdim. Şimdi #BARBAROSSANSALNEREDE deniyor twitter’da. Adam kayıp lan nerede acaba bak siz bu yazıyı okuyor iken bulunmuş olur sanırım nerede olduğu tabi bu yazıyı şu an değil de sabah veya daha sonra okuduğunuzu düşünerek söylüyorum bunu.

…………………………………………………….

Yıllardan beri bazı bazı geceleri içime büyük bir sıkıntı gelir. Böyle koyu gri, yoğun dumanlar hissederim içimde. Dışarı çıkmak isterim ama çıkmam çünkü çok gecedir, aslında çok istiyor olsam çıkarım ama çıkmam çünkü çok istemiyorum, ne kadar da çok abarttım kelelelelele. Konuyu unuttum var ya asdfdhdghd hatırlamak için paragraf başına döndüm, baktım sonra buraya geldim tekrar. Hoş bulduk. Asfdhdf yine unuttum şimdi yine paragraf başına döndüm baktım geldiiiim. En iyisi yine unutmadan konumuza gelelim biz. Sıkıntıdan bahsediyordum. Yıllardan beri peşimi bırakmayan bir sıkıntı bu aslında. Lise yıllarımda “ders çalışmam gereeeeeeeeek” diyordu içimdeki sevgili ati ama çalışmıyordum. Sınavlardan bir gece önce olan sıkıntıydı bu. Daha sonra, yaptığım katakullilerin anlaşılmış olduğunu öğrendikten sonra kız arkadaşımın yanına giderken olan bir sıkıntı oldu. Daha daha sonra iste YGS-LYS olayı çıktı ve hele hele “günde 3 saat uyuyup da geri kalan zamanını ders çalışmaya adayan kız” hikayelerini duyup da “bu akşam öküz gibi yardırmaya başlıyorum” diyip de eve gidince uyuyakalıp da gece 11’de uyanıp da yüzümü yıkamaya gidip de aynaya baktığımda, istediğim gibi ders çalışmadığımı düşününce içime dolan bir sıkıntı oluverdi.

Neyse eninde sonunda YGS-LYS bitti. Bu sefer sonuçların açıklanmasıyla ilgili olan sıkıntıya dönüştü bu bizim sevgili sıkıntımız. Sonra sonuçlar açıklandı. Bu sefer de “ULAN NEREYE GİDECEZ??” adlı kompozisyon çalışmasının sıkıntısı oldu sıkıntımız. Sonra tercihleri yaptık. Tercih sonuçlarının açıklanmasında sıkıntılı zamanlarım olmadı. Eeeeeeen sonunda işte kesinleştirdik Sabancı Üniversitesi’ni; dedim ki “Ati tamam işteeee sıkıntılar bitti gitti ooooohh rahatız”. Çok rahattım.

Taa ki………..

Bundan birkaç saat öncesine kadar…………

Uyumak üzeyim.

Ama uyuyamıyorum.

Neden?

İçimde bir sıkıntı var.

Neden?

Bilmiyorum.

İşte en kötüsü de bu.

En azından daha önce aaa sınav sıkıntısı aaa sevgili sıkıntısı aaa mezuniyet aaa hoca aaa şu aaa bu aaa zart zurt osuruktan teyyare (tayyare doğrusu belki ama teyyare demek istedim ve deyince de aklıma noel dayı geldi sonra vadaaaalar geldi ve uzun zamandır vadaaaa görmediğimi fark ettim şuan çok özledim onları sanırım ah ah ah ahmet, how ahmet your mother?).

Neden içimde bu sıkıntı var bilmiyorum.

Taaaa seneler önce, taaaa SBS’den falan da önce vardı bu. Mustafa Topaloğlu veya Yılmaz Morgül ölecek sanırım diye düşünmüştüm. Çünkü eninde sonunda şu an yaşayan tüm ünlüler ölecek. Ve yüzde 95’inin ölümünü göreceğim (yani herkes 100 yaşında ölecekse ve ünlülerin yüzde 95’inden küçüksem doğrudur bu yargım) (belki de şimdi ölücem ve bu yazımı okuyanlar aaaaa mala bak dicekler ama mala bakamıycak bu yazımı çünkü malalar cansızdırlar bakmazlar istediğiniz kadar mala bak deyin (espri yaptım anladınız mı???))

Konu neydi unuttum. Hah ünlülerin ölümü diyorduk. Buradan açıklamak istediğim birkaç şey var izninizle:

DEPREM OLACAK

TSUNAMİ OLACAK

YANGIN ÇIKACAK

SEL OLACAK

ÜNLÜ BİRİ ÖLECEK

Bunların hepsi az önce çeşitli yollarla tarafıma iletildi sayın seyirciler oha şu an içimdeki sıkıntı büyüdü lan.

Ama aklıma Fatih Terim’in hareketi geldi bugünkü. Süperdi abi yaaa bayıldım işte futbol dediğin güleceksin, eğleneceksin işte futbol budur, spor budur, life is life!!!

Günler, ünler ve günler sonra Halk TV takıldım az önce. Sonra sıktı. Kanalları gezerken durmuşum bir yerde, bir dakika önce fark ettim ki şu an Beyaz TV açık asdgdhdfhgsd. Kuran okunuyor. Ez-Zümer Suresi imiş. Arapça okuyor dış ses. Ekranda da Türkçesi yazıyor. Kuran Arapça okunduğu zaman böyle çok tatlı oluyor sanki çok daha anlamlı oluyor ama insanın anladığı dilden okuması gerektiğine inanırım. Hani sen hobi olarak gene Arapça oku, ona bir şey demem ama kendini pek buna adama derim bence. Kuran’ın işlevinin anlanmak olduğuna inanırım çünkü. Dörtyüzellialtı kere Arapça okusan da, bir kere Türkçe okumuş olman kadar anlamlı olmaz bence o dörtyüzellialtı okuyuşun. Tabi bence böyle. Sen farklı düşünüyorsundur, farklı yapıyorsundur karışmam. Sen bilirsin. Ama gerçekten kitap olarak değerlendirirsek siktiret bilimkurgu romanlarını, çizgi romanları, aşk romanlarını boşver onları bi ara okursun elbet ama sen şimdi aç bak Kuran oku. Baştan sona oku böyle (Türkçesini oku deme gereği bile duymuyorum) bak bence çok hoşuna gidecek bak eminim. Kim olduğun önemli değil, oku bak aaaaaaaaa şu an inaılmaz okutasım var sana. Keşke şimdi hemen okusan da yorumlarını alsam, hakkında konuşsak biraz. Ama okumucaksın biliyorum. Yine de şansımı denemiş oldum ben. Bir gün okursan, mutlaka beklerim. Konuşuruz güzel güzel.

İnanılmaz derecede uykum geldi.

Aaaa bugün eski dostum Muttalib’le konuştum. Yıllaaaaar yıllaaar sonra konuştuk.

Motherfucker’ın anlamını konuşmuştum geçen gün Özge karşimle. Şimdi dedik ki, eğer anne sikici, anne siken anlamı taşıyor ise bu küfür olamaz çünkü güzel bir şey olur bu yani övgü gibi bir şey olur. Eğer bu değil de anlamı, siken anne anlamındaysa ( ki fuckermother olurdu sanırım öyle olsaydı) o da küfür olmazdı çünkü biri sana siken anne veya sikici anne dese, eee dersiniz.

……………………………………………………..

Neyse ben 15 saniye önce Google’a yazdım birkaç bilgi edindim madafaka konusunda. Artık içim rahat bir şekilde bir sene boyunca hazırlık okuyabilirim, hazırım!

……………………………………………………..

Okuma hazırlık diyorlar. Veya bir dönem oku, atla diyorlar. Ama ben kafamı hazırladım ve bir koca senemi ayırarak işte 2014SUMMER sezonunda öküz gibi akıcı süper muhteşem İngilizce konuşuyor olmak istiyorum.

……………………………………..………………..

Çok uykum var yavvvvvvv!

………………………………………………………

“I KISS YOU MAHİR” i hatırladım dün. Bir Google’da bakının, çok tatlı. Adam değil, olay çok tatlı. ElifDemirtaş sayesinde hatırlamış oldum bunu, şimdi değil de yani dün onun sayesin hatırlamış oldum, selam olsun.

…………………………………………………........

Şu an gülümsüyorum bu yazıyı kimlerin buraya kadar okuduğunu düşündüm de çok hoşuma gitti. Buraya kadar okuyacak pek insan yok zaten, o yüzden buraya kadar okuyan herkesi aklımdan geçirdiğime inanıyorum.

……………………………………………………….

Matrix-Pendik

05:21

04.08.13

Ati’den sonsuz saygılar. Teşekkürler.

156
0
0
Yorum Yaz